Çocuğunuza Sakın Aşkım Demeyin!



Çocuğunuza Sakın Aşkım Demeyin!

Uzman Klinik Psikolog Göksu Telmaç , çocuklara hitap ederken olara  “Aşkım, Sevgilim demeyin” dedi.

Çocuklar sizin için çok değerli, onları çok seviyorsunuz evlat sevgisi ayrı bir duygudur fakat çocuklara  sevginizi ifade ederken düşülen ciddi hatalar var. 

Psikolog Göksu Telmaç, çocukların ruh sağlığı ve cinsel kimliklerini göz önüne alarak bu hatalardan uzak durulması gerektiği ifade etti.

Psikolog Göksu Telmaç, “Psikoloji kuramlarına baktığınızda çocuk kimlik oluşumunda anne babayı model alır. Cinsel kimlik ve yetişkin hayatı boyunca sürdüreceği karşı cins ilişkisini de ebeveynlerinin kurduğu “karı koca”ilişkisi ve kendisinin karşı cins ebeveynle kurduğu ilişkiyi baz alarak oluşturacaktır.” dedi ve yazısında  şöyle devam etti…

Karı koca olduğunuzu çocuğunuza hissettirin!

Çocuk büyürken sağlıklı, dengeli ve aidiyete dayanan bir karı-koca figürü görmediğinde; sağlıklı bir referansı olmadığı için sağlıklı ilişkiler kurup sürdürmede diğerlerine göre daha çok zorlanacaktır ve çarpık, dengesiz, bağımlı ya da bağlanma problemli ilişkilere girmeye yatkın olacaktır.

Bu nedenle; birbirinize sarılın, dokunun, birlikte uyuyun, birbiriniz öpün. Bu sevgi ve ait olma mesajlarını samimi, tutarlı ve dozunda verin ki çocuğunuzun kafası karışmasın.

Çocuğun yanında tartışmayın. Anne babasının ayrılmasından korkan çocuklar hayata ve kendilerine güvenmekte daha çok zorlanırlar.

Çocuğunuza “Aşkım,sevgilim” demeyin!

O daha bir çocuk olabilir, hem cins ebeveyniyle de çok mutlu olabilir ama bilimsel bir gerçek var ki çocuk 0-6 yaşta karşı cins ebeveyne yoğun bir ilgi duyar. Uzak ve ters davransa bile bu böyledir. İlgisini gizli sürdürecektir.

Bu ilgi yetişkinlikteki aşktan çok farklıdır, kendini karşı cins gözünden tanıma, benlik oluşturma, ileride karşı cinsle yürüteceği ilişki konusunda adeta prova yapmaya benzer.

Örneğin bir kız çocuk babası tarafından ne kadar sevilir ve onaylanırsa, eşini seçerken de bu kriterlere önem verecektir.

Tam tersi çok sevdiği halde babası tarafından onaylanmayan ve yakın ilgi görmeyen bir kız çocuğu bu durumu içselleştirip normal kabul edecek, böylece uzak davranan erkekler benliğine yabancı gelmeyecektir.

Peki, çocuğumuza neden aşkım demeyelim?

Çocuğunuz size (yukarıda bahsedilen tarzda) aşık olsa bile bu ebeveyn-çocuk çerçevesinde güven içerisinde sürdürülmesi gereken bir yoğun sevgidir.

Sizin aşkınız eşiniz olmalıdır, eğer eşinizden boşanmışsanız çok daha dikkat etmeniz gerekir çünkü çocuğunuz ona aşkım dediğinizde eski eşinizin yerini aldığını düşünebilir.

Çocuğunuzu çocuğunuz olarak görüp sevdiğiniz gibi, bunu onun da bu şekilde algılamasını sağlamanız gerekir. Eğer sizden gördüğünün aşk olduğunu kodlarsa, ileride de kendinden yaşça çok büyük kişiler tarafından sevilme ihtiyacı duyabilir.

Çocuğunuzu sadece yanaklarından öpün!

Minik masum bir dudak öpücüğü mü? Olmaz
Sadece annesiyle/babasıyla mı? Olmaz

Çocuğunuz sizin her şeyiniz ve en önemliniz bundan hiç şüphe yok. Ama onun cinsel kimliğini doğru oluşturması, ileride cinsel tacizden korunması için dudaktan öpmenin çok sakıncalı olduğunu unutmayın.

Çocuğunuzun dudağını sadece sizin öpebiliyor olmanız, onun dudağını öpmenizi gerektirmiyor. Çocuklar için önemli olan sevgidir, dokunmadır, ses tonudur, ifadelerdir. Onlar dudaklarından öpülmeye ihtiyaç duymazlar.

Çocuğunuzla uyumayın!

Eşiniz içeride siz de çocukla yatak odasında mı yatıyorsunuz? Hem evliliğiniz hem de çocuğunuzun ruh sağlığı tehlikede demektir.

Özerkliğini hissedebilmesi için çocuğun doğumdan itibaren ayrı yatakta ve mümkün olan en kısa zamanda kendi odasında yatması gereklidir. Gece korkarak uyandığı anda hemen yanına koşun yeter. Çocuğun ebeveynlere ait yatakta yatarken, eşlerin ayrı yatması çarpık bir rol model olacaktır.

Şimdiye kadar bu hataları yaptık bundan sonra hasar kalır mı derseniz…

Çocuk gelişiminde her zaman görüldüğü gibi hatalar mevcuttur, önemli olan hatayı fark edip değişime başlamaktır. Çocuğunuza uygun davranmaya başladığınızda çok kısa sürede yeni sistem yerleşecektir.

Çünkü, çocuklar yeniliklere, özellikle kendileri için iyi olana çok ama çok çabuk adapte olurlar.



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir