Erkeklerin Korkulu Rüyasında Artık Tanı Kolaylaştı



Erkeklerin Korkulu Rüyasında Artık Tanı Kolaylaştı

Erkeklerin korkulu rüyası prostat kanserinin tanısı artık kolaylaştı. Üç boyutlu yarı robotik füzyon biyopsi cihazını Türkiye’ye getirildi.

Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Radyoloji Kliniği Prostat Görüntülemesi Mükemmeliyet Merkezi Sorumlusu Doç.Dr Ahmet Tuncay Turgut, yeni bir biyopsi tekniği sayesinde prostat kanserininin kolaylıkla saptanabildiğini söyledi.

Turgut,  Amerika’da birkaç yıl önce geliştirilen ve prostat kanseri tanı ve tedavisinde devrim yaratan üç boyutlu yarı robotik füzyon biyopsi cihazını Türkiye’de hizmete sunduklarını ve  her yıl dünyada 258 bin kişinin prostat kanserinden öldüğüne dikkat çekerek, her 6 erkekten birinin de yaşamı boyunca prostat kanserine yakalanacağını vurguladı. Tüm dünyada yılda yaklaşık 900 bin kişiye ‘prostat kanseri’ tanısı konulup 50 yaş ve üzerindeki tüm erkekleri, şikayeti olsun olmasın yılda bir kez kanser taraması yapmaya çağırdı. Doç.Dr Ahmet Tuncay Turgut, erkekler için uyarılarına şu şekilde devam etti:

İlerlemiş tanının ardından bir kaç yıl içinde ölüm yaşanıyor!

“Oysa günümüzde prostat kanseri erken evrede yakalandığında ve doğru tedavi uygulandığında başarı oranı yüzde 90’lara yükselmektedir. Yapılan araştırmalar tarama yoluyla prostat kanserinden ölüm oranının yüzde 30 oranında azaldığını göstermiştir. Beklendiği üzere hastalığın erken teşhis edilmesi halinde tedavi başarısı artacaktır. Tanı anında kanser sadece prostatla sınırlı ise hastanın tamamen iyileşme şansı çok yüksektir. Hastalığın prostatın içinde sınırlıyken yani hiçbir klinik belirtisi yokken, hiçbir yakınması olmasa bile erkekler 50 yaşından itibaren yılda bir kez prostat kanseri taraması için hekime başvurmalıdır!”

Prostat kanseri, erkeklerde akciğer kanserinden sonra ikinci sıraya yerleşti!

“Prostat kanseri için dünya ortalaması yüzbinde 28 ve Avrupa ortalaması yüzbinde 60’larda iken; Türkiye ortalaması yüzbinde 37’dir. Bu bağlamda her yıl yaklaşık 14 bin yeni vaka görülmektedir.
Burada önemli bir sorun Batı ülkelerinden kısmen farklı olarak erken tanı oranının Türkiye’de düşük olmasıdır. Maalesef toplumun geneli herhangi bir yakınması olmaması durumunda kontrol amacıyla doktora başvurmamaktadır.”

Prostat kanseri taramasının nasıl yapılıyor? Yeni yöntemin özellikleri neler?

“Prostat kanseri taraması için iki temel yöntem bulunuyor. Bunlar, parmakla prostat muayenesi ve kanda PSA denilen bir maddenin ölçümü olup kan PSA düzeyinin artışı durumunda ultrason rehberliğinde prostat bezinden özel iğnelerle parça alınması işlemi gerçekleştiriliyor.

PSA düzeyinde artışın prostat kanseri dışındaki bazı sebeplere de bağlı olabilmesi sebebiyle rutin PSA taraması pek çok gereksiz biyopsiye yol açmaktadır. Yukarıda sözü edilen uygulama hali hazırda prostat kanseri tanısı için kullanılan tek yöntem olarak kabul edilmekle birlikte bazı önemli dezavantajları nedeniyle yöntemin yararlığı sınırlıdır. Her şeyden önce vücuttaki diğer organlardan yapılan parça alma işleminden farklı olarak bezin hangi kısmının anormal olduğu dikkate alınmadan, işlem adeta ‘kör’ olarak yapılmaktadır. Bunun en önemli sebebi halihazırda kullanılan ultrason cihazlarının kanserli dokuyu göstermedeki yetersizliğidir. Bu ise önemli oranda hastada, kanserli doku bulunmasına rağmen sonucun yanlışlıkla normal olarak gelmesine neden olabilmektedir.
Önemli bir sorun da biyopsi ile kanser tanısı elde edilmemesine rağmen anormal olarak yüksek kalan veya yükselmeye devam eden PSA değerleri nedeniyle prostat kanseri şüphesinin devam ettiği çok sayıda hastada biyopsinin tekrar edilmesi zorunluluğudur. Bu ise hem tanısal bakımdan belirsizliklere neden olmakta hem de sosyal güvenlik sistemine ciddi bir ek maliyet getirmektedir.

‘multiparametrik MR Çekiliyor’

Son dönemde geliştirilen bir teknikle ‘körleme’ parça alma yerine işlemin prostat bezi içerisinde saptanan şüpheli bölgelerden ‘hedef gözeterek’ yapılması esas alınmaktadır.

Burada, hastanın önce ‘multiparametrik MR’ adı verilen yeni bir teknikle MR’ı çekiliyor. Elde edilen görüntülerin özel yazılımlarla değerlendirilmesi sonucunda prostat bezinde kanser şüphesi yüksek alanlar belirleniyor. Burada çok önemli bir konu da prostat kanserinin her tipinin tedavi gerektiriyor olmaması. Özellikle belli kanser tipleri tedavi edilmeyip sadece kontrollerle yetinilse bile hastaya önemli bir zarar vermiyor. Ancak halihazırda yapılan uygulama ile herhangi bir hastadaki kanser türünün hangisi olduğunu belirlemek mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle bir çok hastaya gereksiz ameliyatları da kapsayan uygun olmayan tedavi yöntemlerinin uygulandığını söyleyebiliriz. Daha önce bahsettiğim MR çekimi sayesinde hangi kanserlerin daha ölümcül olup mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini saptamak mümkün olabiliyor. Tümörün yerini tam olarak belirleyebilen yöntem sayesinde ultrason eşliğinde rastgele alınan çok sayıda parça yerine 1-2 örnek alınması bile yeterli olabilmekte. Ayrıca MR ile kanserin görüntülenmesinde sağlanan başarı sayesinde MR çekimiyle prostatında anormal bulgu saptanmayan hastalarda biyopsi yapılması gerekliliği ortadan kalkabiliyor.

Sayfa: 1 2


Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir