Kahvenin Gözlere Faydası

Kahvenin Gözlere Faydası

Kahvenin her geçen gün bir faydası daha ortaya çıkıyor. Severek ve keyifle içtiğimiz Türk Kahvesinin içerisinde bulunan “klorojenik asit”in görme yeteneği ile ilgili olumlu sonuçlara neden olduğu tespit edildi. Yapılan araştırmaya göre, göz retinasında oluşabilecek deformasyonların önüne geçtiği ve görmeyi iyileştirdiği belirlendi.

 Zaman zaman zararlı olduğu söylense de, keyifle tükettiğimiz kahvenin faydaları da yok değil. Kahve tüketimi aşırıya kaçılmadığı ve kahve tiryakilerinin kendilerine bir yerde dur demeyi bildikleri sürece, kahve zararlı değil faydalı içecekler arasında yer alıyor. Unutmayın ki her şeyin azı karar çoğu zarar.
Kahvenin insan sağlığı üzerindeki tesirlerini araştıran uzmanlar, birçok sağlık problemini önlediğinin kanısına vardılar. Düzenli olarak aşırıya kaçılmadan tüketilen kahve, sağlığımızı ciddi anlamda koruyor.

Kahvenin faydaları

Astım hastalarına yardımcı bir içecek. Kahvenin içindeki kafein, nefes yollarını açmaktadır.
Antioksidanlar kanser hücrelerinin çoğalıp yayılmasını önlerler. İyi bir antioksidan kaynağı olan kahve, kanser oluşumunu önlemektedir.
Ağrı kesici ilaçlarda bulunan maddeler kahvede de var. Bu nedenle migrene zararı olan kahvenin normal bir baş ağrısını geçirmede olumlu etkileri bulunuyor.
Bilhassa karaciğer kanseri riskini minimuma indirerek, karaciğer rahatsızlıklarını önlemektedir.
Kahve içen kadınlarda safra taşı rahatsızlıkları içmeyenlere göre daha az oluyor.
İyi bir uyarıcı olan kahve konsantrasyon sağlıyor.
Kahvenin selülit yaptığı söylense de, bilinenin aksine selülit ve tüm cilt sorunlarını önlemektedir.
Kahve içen erkekte parkinson hastalığı riski de azalıyor.

Yapılan araştırmaya göre:

ABD”deki Cornell Üniversitesi’nden bilim adamlarının fareler üzerinde yaptığı araştırma, kahvede büyük oranda bulunan klorojenik asit adlı maddenin görme yeteneğindeki azalmayı önlediğini ortaya koydu.
Araştırma, saf kahvede yüzde 7-9 oranında bulunan antioksidan özelliğine sahip bu maddenin ayrıca, glokom, yaşlanma ve diyabet sonucu retinada meydana gelen bozulmaya bağlı oluşan körlüklere de mani olabileceğini gösterdi.
Araştırmada farelerin gözlerine oksidatif stres ve retinada bozulmaya yol açan serbest radikallerin oluşmasına neden olan nitrik oksit maddesi uygulayan bilim adamları, bu durumun retinada bozulmaya neden olduğunu gözlemledi. Ancak, bu işlemden önce gözlerine klorojenik asit uygulanan farelerin retinalarında ise hasar meydana gelmediği belirlendi.
Klorojenik asit ve buna bağlı ara ürünlerin insan sindirim sisteminde özümsendiğinin bilindiğini belirten araştırmacılar, kahve içmenin, bu maddenin kan retina bariyeri adlı tabakaya geçmesini kolaylaştırdığının kanıtlanması yönünde çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.  Araştırmacılar, kahve içmenin klorojenik asitin doğrudan retinayı iletilmesinde etkili olduğunun kanıtlanması halinde doktorların retinadaki hasarı önlemek için hastalarına uygun şekilde kahve hazırlamalarını tavsiyeedebileceklerine dikkati çekti.
Profesör Chang Y. Lee başkanlığında yapılan araştırma, Journal of Agricultural and Food Chemistry adlı bilimsel dergi ve Cornell Üniversitesi”nin internet sayfasında bilim dünyasına tanıtıldı.
Göz küresinin iç yüzeyini kaplayan, ince, yarı saydam bir zar olan retina, içinde ışığa duyarlı milyonlarca hücre ve görsel bilgiyi alma ve düzenleme işlevi gören diğer sinir hücrelerini barındıran gözdeki hayati öneme sahip bir tabaka. Retinanın, metabolik olarak son derece faal dokulara sahip olması nedeniyle yüksek seviyelerde oksijene ihtiyaç duyması, bu zardaki serbest radikaller ve antioksidan savunma hatları arasındaki dengenin bozulması olarak tanımlanan oksidatif strese yol açıyor. Retinanın oksijensiz kalması ve serbest radikallerin üretilmesi doku hasarı ve görme kaybının başlıca nedenlerini oluşturuyor.
Vücuttaki hücreleri parçalayarak hücresel düzeyde büyük değişimlere ve zararlara yol açan saldırgan moleküler yapılara, serbest radikaller adı veriliyor.
Antioksidanlar ise vücutta, yıpranmaya bağlı olarak ortaya çıkan yaşlanma, saçların ağarması, kemiklerin sararması, derinin buruşması, kalp rahatsızlıklarının ortaya çıkması gibi zarar verici etkileri olan serbest radikallere karşı vücuttaki ilk savunma hattını oluşturması nedeniyle sağlık açısından büyük önem taşıyor.



Yorum Bırakabilirsiniz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir